İzlemiyorum diyen tamam ama hiç izlemedim diyenin alnını karışlarım çünkü külliyen yalandır. Kimden mi bahsediyorum? Esra Erol'un İzdivaç programı. Konuşulması demode bir konu olduğunu biliyorum, geçen sene bu zamanlar olsa popularitesi tavan yapmış bir program İzdivaç ve sunucusu Esra Erol üzerine konuşacak ne çok konu olurdu. Aslında makara yapmak da pek akıllıca değil çünkü hedef kitlenin sayısı azımsanmayacak boyutlarda, ne yapsın kadıncağız "Ben para kazanmak istemiyorum, program kalitesiz, hemen bitiriyorum" demek olmayacağına göre aynen devam. Neyse konu programın bayalığı değil, tam bilmiyorum ama galiba Esra Erol artık programın sunucusu bile değilmiş. Asıl bahsetmek istediğim Esra Erol'un bir ropörtaj'da ettiği laf. "Laf Aramızda" adlı bir programa çıkan Erol, sunucunun, "Hep böyle neşelimisin?" sorusuna, "Aslında ben çok gülerim ama bir o kadar da hüzünlü bir insanım. Mesela bir gün arabamda giderken, yanımdaki otobüse baktım, tıkış tıkıştı! Yağmur da yağıyordu, hava çok soğuktu. O an otobüse daha fazla bakamadım ve kafamı çevirdim. Gözyaşlarıma hakim olamadım. Çünkü ben o otobüsteki insanların ne düşündüğünü çok iyi biliyorum. Ben de otobüse biniyordum. Dragos'tan binip, Mecidiyeköy'e geçiyordum ve bir saat sürüyordu. O yüzden obüstekilerin ne hissettiğini iyi biliyorum." diye cevap vermiş.
Bir zamanlar Tuğba Özay'ın sahip olduğu "Halkı peşinden koşturma" bayrağını devralmak için en önemli maddelerden biri olan "Onlardan biri gibi olmak" durumunu, ki bu durumu aslında, "Onlardan biri gibi olmak değil de olur gibi gözükmeye çalışmak" olarak değiştirmek lazım, biraz abartmış Erol. He bu sözler onu takip edenler tarafından yadırganır mı? Kesinlikle hayır. Bu lafın yapmacıklığını sorgulamayacaklarına eminim. Hatta saf bir şekilde "Aaa bakın Esra da bizim gibiymiş" dediklerini duyar gibi oluyorum. Biraz önce de söyledim ya, kadının da bir suçu yok, ne yapsa alan bir kitle yaratmış, tadını çıkartıyor. Bana da ağzım açık izlemek kalıyor.

















